work to - Turkish English Dictionary

work to

Meanings of "work to" in Turkish English Dictionary : 9 result(s)

English Turkish
Phrasals
work to v. bir planı/programı takip etmek
work to v. bir plana/programa göre çalışmak
work to v. bir plan/program dahilinde çalışmak
work to v. birini/bir şeyi kademe kademe bir seviyeye ulaştırmak
work to v. birini/bir şeyi uğraşıp bir seviyeye çıkarmak
work to v. birini/bir şeyi kesintisiz bir uğraşla bir seviyeye getirmek
work to v. kademe kademe bir seviyeye ulaşmak
work to v. uğraşıp bir seviyeye çıkmak
work to v. kesintisiz bir uğraşla bir seviyeye gelmek

Meanings of "work to" with other terms in English Turkish Dictionary : 150 result(s)

English Turkish
General
pension against incapacity to work n. iş göremezlik ödeneği
incapacity to work n. çalışma gücü kaybı
incapacity to work n. iş göremezlik
will to work n. çalışma isteği
ability to work n. çalışabilme
school-to-work transition n. öğrencileri iş piyasasına girmeye hazırlamak için tasarlanmış eğitim programı
determination to work n. çalışma azmi
ambition to work n. çalışma azmi
eagerness to work n. çalışma azmi
capability/ability to do work n. iş yapabilme gücü/yeteneği
permit-to-work n. işe başlama izni
commute to work n. işe gidiş
returning to work n. işe dönüş
be unable to work out v. içinden çıkamamak
start to work v. işe başlamak
begin to work v. hayata atılmak
put to work v. çalıştırmak
know how to make somebody work efficiently v. adam kullanmak
set someone to work v. birini işe koşmak
go back to work v. işbaşı yapmak
not to work v. aylaklık etmek
set to work v. işe koyulmak
work up to v. giderek varmak (bir yere)
be unable to work v. elden ayaktan düşmek
set to work v. işe girişmek
not to work v. fayda etmemek
get down to work v. ciddi olarak işe koyulmak
work out at to v. gelmek (belirli bir miktara)
put to work v. koşmak
get to work v. işe başlamak
not to work v. çalışmamak
be unable to work (something) out v. işin içinden çıkamamak
get to work v. çalışmaya başlamak
be unable to work something out v. içinden çıkamamak
set to work v. çalıştırmak
jog to work v. işine koşarak gitmek
go to work v. işe gitmek
choose to work v. çalışmayı tercih etmek
prefer to work v. çalışmayı tercih etmek
come to work v. işe girmek
work one's fingers to the bone v. işten başını kaldıramamak
work one's fingers to the bone v. canla başla çalışmak
work one's fingers to the bone v. eşek gibi çalışmak
(for an artist) to produce a work of art v. icra-i sanat etmek
get to work (on) v. işe koyulmak
get to work (on) v. üzerinde çalışmaya başlamak
get to work (on) v. çalışmaya başlamak
to work up a connection v. ilişki kurmak
lay down to work v. işe gömülmek
start to work v. çalışmaya başlamak
want to work v. çalışmayı istemek
put someone to work v. birini çalıştırmak
go back to work v. işe geri dönmek
come back to work v. işe dönmek
come back to work v. işe geri dönmek
go to work every day v. her gün işe gitmek
walk to and from work v. işe yürüyerek gidip gelmek
begin to work v. iş hayatına atılmak
begin to work v. çalışmaya başlamak
fail to work v. (makine vb) çalışmamak
like to work v. çalışmayı sevmek
go to work by subway v. işe metroyla gitmek
commute to work v. işe gitmek
work to rule v. kurallara uyarak çalışmak
drive to work v. işe arabayla gitmek
drive to work v. arabayla işe gitmek
take the bus to work v. işe otobüsle gitmek
try to work a few things out v. birkaç şeyi halletmeye çalışmak
put to work v. iş başına koymak
put to work v. yapacak iş vermek
put to work v. göreve getirmek
want to work v. çalışmak istemek
Phrasals
work up to v. bir sonuca doğru gitmek
work up to v. bir sona doğru gelişmek
work oneself up to something v. cesaretli bir şekilde/cesaretini toplayarak bir şeye hazırlanmak
work down (the line) (to someone or something) v. (birinin, bir şeyin) seviyesinde ilerlemek
work down (the line) (to someone or something) v. (birinin, bir şeyin) çizgisini/seviyesini yakalamaya çalışmak
work down (the line) (to someone or something) v. (birine, bir şeye) (bir konuda) yetişmeye çalışmak
work someone or something to someone or something v. birini/bir şeyi birine/bir şeye ulaştırmak için uğraşmak
work to (something) v. bir şeyi bir aşamaya getirmek için çaba sarf etmek
work to (something) v. (bir plana, yönteme) göre çalışmak
work to (something) v. (bir plan, yöntem) dahilinde çalışmak
work to (something) v. (bir şey) dinleyerek çalışmak
work to (something) v. çalışırken (bir şeye) uyum sağlamak
work to (something) v. bir şeyi bir duruma getirmek için çalışmak
work to (something) v. bir ruh haline kapılmak
work someone or something to someone or something v. birini/bir şeyi birine/bir şeye yönlendirmek için uğraşmak
work to (something) v. birinde bir ruh hali yaratmak
work to (something) v. birini bir ruh haline sokmak
work to (something) v. (bir plana, yönteme) uyarak çalışmak
work to (something) v. çalışırken (bir şey dinlemek
work someone or something to someone or something v. birini/bir şeyi birine/bir şeye doğru hareket ettirmek için uğraşmak
work to (something) v. çalışırken (bir şeyi) takip etmek
work up to (something) v. (bir şeyin) yolunu yapmak
work up to (something) v. (bir şeye) zemin hazırlamak
work up to (something) v. çalışarak bir noktaya gelmek/ulaşmak
work up to (something) v. aşama aşama (bir şeye) doğru ilerlemek
work up to (something) v. giderek (bir şeye) doğru gelişmek
work up to (something) v. çalışarak (bir şey) haline getirmek
work up to (something) v. giderek (bir şeye) doğru tırmanmak
work up to (something) v. çalışarak bir sonuca varmak
work around to (someone or something) v. sırayla (birine/bir şeye) doğru ilerlemek
work up to (something) v. sözü (bir şeye) getirmeye çalışmak
work up to (something) v. yavaş yavaş (bir şeye) ulaşmak
Phrases
work to tight deadlines v. yoğun çalışma temposuna uyum sağlayabilmek
with respect to scope of work expr. işin kapsamı ile ilgili
with respect to scope of work expr. işin kapsamı açısından
Proverb
if you want a man to work well feed him first aç ayı oynamaz
devil finds work for idle hands to do boş durana şeytan güler
the devil makes work for idle hands to do yapacak işi olmayanın belaya/suça bulaşması kolay olur
the devil makes work for idle hands to do boş durana şeytan iş bulur
the devil makes work for idle hands to do boş duran elleri şeytan çalıştırır
the devil makes work for idle hands to do boş durana şeytan güler
the devil makes work for idle hands to do boş duran belaya bulaşır
Colloquial
work to rule n. kurallara bağlı kalarak işi yavaşlatma
some of us have to work n. bazılarımızın çalışması lazım
try to work a few things out v. birkaç şeyi çözmeye çalışmak
set to work on (someone) v. (birine) bir şey yapmaya başlamak
set to work (doing something) v. (bir şey yapmaya) başlamak
set to work (doing something) v. (bir şey üzerinde) çalışmaya başlamak/girişmek
set to work (doing something) v. (bir şey yapmaya) girişmek
set to work (doing something) v. (bir şey yapmaya) koyulmak
work to rule expr. kurallara harfi harfine uyarak işi yavaşlatma (protesto amaçlı)
get to work expr. işe koyulun
from home to work from work to home expr. evden işe işten eve
Idioms
be up to one's eyes in work v. başını kaşıyacak vakti olmamak
work one's fingers to the bone v. baş kaldıramamak (bir işten)
go to work v. bir işe dört elle sarılmak
go to work v. sıkı çalışmak
work one's fingers to the bone v. çok sıkı çalışmak
work one's fingers to the bone v. çok çalışmak
work one's fingers to the bone v. eşek gibi çalışmak
go out to work v. çalışma hayatına başlamak
work one's fingers to the bone v. yoğun çalışmak
go out to work v. işe başlamak
work someone to death v. eşek gibi çalıştırmak
work someone to death v. ölümüne çalıştırmak
work someone to death v. öldüresiye çalıştırmak
work fingers to the bone v. çok çalışmak
work fingers to the bone v. gecesini gündüzüne katmak
work some weight off to v. çalışarak kilo vermek
work some weight off to v. ağır iş yaparak kilo vermek
work nine to five v. dokuz beş arası çalışmak
get down to work v. ciddileşmek
work oneself to the bone v. çok çalışmak
get down to work v. sadede gelmek
work up to the collar v. harıl harıl çalışmak
work up to the collar v. canını dişine takarak çalışmak
work up to the collar v. sıkı çalışmak
work to rule v. kurallara bağlı kalarak işi yavaşlatmak